0. Gün -
1.GÜN
Biniş noktalarından katılacak misafirlerimizle birlikte gece yolculuğumuz başlıyor.
2.GÜN
Günün Gezi Noktaları:
Çifte Minareli Medrese
Buruciye Medresesi
Yakutiye Medresesi
Madımak Oteli
Palaondöken
Taşhan
Konforlu otobüsler eşliğinde yapacağımız yolculuk sonrası Sivas'a ulaşıyoruz. Cumhuriyet Kenti Sivas'ı gezmeye başlıyoruz. Cumhuriyet tarihi ve Selçuklu döneminin bu önemli kentinde ilk ziyaret noktamız restorasyonu devam eden Gök Medrese olacak. Ardından zamanla eğilen ve eğri olarak ayakta kalan minaresiyle ünlü Ulu Cami'yi görüyoruz. Buruciye Medresesi, Çifte Minareli ve Şifaiye Medresesiyle güzel Sivas Meydanı'nı ziyaretimize devam ediyoruz. Yıllarca lise olarak kullanılan ve sonrasında kongre binası olarak hizmet veren Sivas Kongre Binasını gezdikten sonra Cumhuriyet Meydanı'nda serbest zamanımız başlıyor. Madımak Oteli'ni görebileceğimiz ve meşhur çerkezin kahvesinde içebileceğimiz kahvelerin eşliğiyle tamamladığımız serbest zamanımız sonrasında Erzincan’a doğru yol almaya başlıyoruz. Karasu Nehri’nin Munzur ve Tercan Dağları arasında oluşturduğu ve kendi adıyla da bilinen geniş ve verimli ovaya kurulmuş olan Erzincan belki de ülkemizin en yeşil şehirlerindendir. Turistik bir il olmamasına rağmen yeşilliği ve insanlarının sıcaklığıyla aklınızda kalacak bir şehirdir Erzincan. Bakırcılar Çarşısı’nda vereceğimiz alışveriş molasında dileyenler birbirinden güzel ve farklı bakır işlerinden alabilirler. Öğle yemeğimizi şehirde serbest olarak aldıktan sonra Erzurum’a doğru yola çıkıyoruz. Uzunca bir süre boyunca Karasu Vadisi’nde yol alırken Doğu Anadolu doğasının ve coğrafyasının etkileyiciliğini de göreceksiniz. Doğu Anadolu’nun en büyük şehirlerinden ve aynı zamanda 1900 mt.lik yüksekliğiyle ülkemizin en yüksekteki şehir merkezi olan Erzurum’un eski eserlerinin neredeyse tamamı volkanik, bazaltik kara taştandır. Şehrin geneline yayılmış olan kasvetli hava ile Palandöken’in karlı zirveleri tam bir tezat yaratırlar. Selçuklu mimarisinin en güzel örneklerinden olan Çifte Minareli Medrese, Saltuklular dönemine tarihlenen Üç Kümbetler, Osmanlı mimarisinin şehirdeki gözde temsilcilerinden ve aynı zamanda "oltu taşı" mağazalarının bulunduğu Taşhan ve ilgi çekici çinileriyle ön plana çıkan Yakutiye Medresesi gezilerimizden sonra Palandöken Dağı’ndaki otelimize çıkıyoruz. Üniversiteler arası 2011 Kış Olimpiyatları’ndan sonra Dünya çapında kış sporları tesislerine sahip olan Palandöken Kayak Merkezi’ne kim bilir bir sonraki sefere kaymaya da gelirsiniz? Konaklama ve akşam yemeği otelimizde.
3.GÜN
Günün Gezi Noktaları;
Çobandede Köprüsü
12 Havariler Kilisesi
Ani Harabeleri
Kars Kalesi
Sarıkamış
Arpaçay
Sabah otelde alınan kahvaltının ardından Kars’a doğru yola çıkıyoruz. Pasinler üzerinden geçerek Aras ve Kargapazarı nehirlerinin kesiştiği noktaya inşa edilmiş olan 800 yıllık Moğol eseri olan Çobandede Köprüsü’nde fotoğraf molası veriyoruz. Ardından Horasan ve Sarıkamış rotasıyla Kars’a ulaşacağız. Ülkemizin en doğusunda olmasına rağmen aslında Kafkasya’nın en batısında bulunan bir şehir olan Kars, çevresindeki Erzurum, Ağrı, Iğdır gibi illerden kültürel anlamda çok farklı, kıpır kıpır ve sokakları hayat dolu bir şehirdir. 1877 yılından sonraki 40 yıl boyunca Rus işgalinde kalan Kars, yeniden kurulduktan sonra Baltık mimarisinin en iyi örneklerinden birini sunmaktadır. Birbirini 90 derecelik açıyla kesen sokaklar, cepheleri süslü kesme taş binalar Kars’ı oldukça etkileyici kılmaktadır. Kars şehir merkezine tepeden bakan Kars Kalesi ve Katedral olarak da bilinen 12 Havariler Kilisesi'ni gezdikten sonra öğle yemeğimizi alıyoruz. Yemek sonrasında ülkemizin en uç noktası olan ve tam Ermenistan sınırında yer alan Ani Harabeleri'ne gidiyoruz. Ani, bölgenin bin yıl önceki en büyük ve en zengin şehriymiş. Ören yerinde gezerek surları, kapıları, Resimli Kilise, Aziz Pirkitch Kilisesi, Menuçehr Camisi, İpekyolu Köprüsü gibi eserleri görüyoruz. Ardından Arpaçay'a tepeden bakarak bu unutulmaz gezimizi tamamlıyoruz ve tekrar şehir merkezine dönüyoruz. Akşam yemeği ve konaklama otelimizde gerçekleşecek.
4.GÜN
Günün Gezi Noktaları:
Tendürek Dağı Geçidi
İshak Paşa Sarayı
Muradiye Şelalesi
Van Kalesi
Van Gölü
Ağrı Dağı
Otelde kahvaltımızı aldıktan sonra ilk olarak Digor ve Tuzluca yolunu kullanarak, uzunca bir süre Ermenistan sınırını takip ederek Iğdır’a ulaşıyoruz. Dikkatle bakarsanız Erivan’ın evleri ve sınırımıza çok yakın kurulmuş olan Metzamor Nükleer Santrali’ni de görebilirsiniz. Iğdır Ovası, Doğu’nun Çukurovası olarak adlandırılır. Yüksek dağların arasına sıkıştığı için çevresinden çok daha yumuşak ve ılıman bir havaya sahip olan ovada her türlü sebze, meyve hatta pamuk bile yetişmektedir. Iğdır’ın sırtını dayamış olduğu, 5137 mt.lik yüksekliğiyle ülkemizin en yüksek dağı olan Ağrı Dağı’nı fotoğraflamak için uygun bir noktada mutlaka duracağız, merak etmeyin! Öğle yemeğinden sonra İshak Paşa Sarayı’na çıkıyoruz. 220 yıllık bu saray, yapıldığı günden buyana tüm Doğu Anadolu’nun sembol yapısı olmuştur. Bütün ovaya tepeden bakan konumuyla, birbirinden eşsiz taş işlemeli anıtsal kapıları ve 116 odalı muhteşem bir saray yapısı bizi bekliyor.
İshak Paşa’dan sonra Van’a doğru yola çıkıyoruz. Tendürek Dağı Geçidi’nden (2644 mt.) geçerken katılaşmış lavları, Çaldıran Ovası’ndan geçerken meşhur savaşın geçtiği alanları göreceğiz. Bend-i Mahi Çayı üzerindeki Muradiye Şelalesi’nde de fotoğraf molası verdikten sonra Doğu’nun Paris’i de denilen ve ülkemizin en büyük gölü olan Van “Denizi”nin kıyısına kurulmuş olan Van’a ulaşıyoruz. Tuşpa diye de bilinen, gerçek adı ise yazılı kaynaklarda kral I. Sarduri’den dolayı Sardurihinili olan Van Kalesi’ne gidiyoruz. Surlar, kale camisi, Urartu krallarının kaya mezarları ve kale kapılarını gördükten sonra otelimize dönüyoruz. Konaklama ve akşam yemeği otelimizde gerçekleşecek.
5.GÜN
Günün Gezi Noktaları:
Akdamar Adası ve Kilisesi
Emin Bayındır Kümbeti
Nemrut Krater Gölü
Urartu Müzesi
Ahlat
Otelde alınacak sabah kahvaltısının ardından, son dönemde ziyarete açılmış olan ülkemizin en güzel ve özel müzelerinden biri olan Van Urartu Müzesi'ni geziyoruz. Van bölgesi ve özellikle Urartu medeniyetine ait en özel eserlerin sergilendiği bu müze sizleri kendine hayran bırakacak. Dileyen misafirlerimizle Van denilince ilk akla gelen yapı olan Akdamar Adası ve Kilisesini ziyaret ediyoruz. (Ekstra) Ülkemizin en büyük gölüne bölge insanı Deniz der. Üzerinde yapacağımız yarım saatlik tekne yolculuğuyla ulaşacağımız Akdamar Adası’nın ve Kilisesi’nin kavuşamayan aşıklarının hüzünlü hikayesini ve Kral Gagik’in muhteşem kilisesinin tarihini öğrendikten sonra öğle yemeğimizi Van “Denizi” kıyısında alıyoruz. Dileyenler Van’a özgü inci kefalinin tadına bakabilirler. Yemekten sonra Doğu Anadolu ve İran kültürünün en önemli öğelerinden olan Halı ve Kilimler hakkında ayrıntılı bilgi alabileceğimiz Halı-Kilim Kooperatifinde bir mola verip, daha sonra Tatvan’a doğru yolculuğumuza başlıyoruz. Buradan Ahlat’a geçiyoruz. Bazıları 3.5 metre boyunda olan anıtsal mezar taşlarıyla dolu olan Selçuklu Mezarlığı ve çevresindeki pek çok farklı tarzda inşa edilmiş kümbetlerden en ilginci olan Emir Bayındır Kümbeti’ni görüyoruz.
Dileyen misafirlerimizle Nemrut Krateri’ni görmek için Nemrut Dağı’na çıkıyoruz. (EKSTRA TUR) Konaklama ve akşam yemeği otelimizde gerçekleşecek.
6.GÜN
Günün Gezi Noktaları:
Harput Ulu Camii
Munzur Vadisi
Kemaliye
Harput
Sabah otelde alacağımız kahvaltının ardından Muş ve Bingöl'den geçerek Elazığ'a ulaşıyoruz. Elazığ'da ilk olarak Harput'u gezmeye başlıyoruz. 4000 yıllık tarihi bulunan Harput Kalesi'ne neden "Süt Kalesi" dendiğini rehberimizden dinledikten sonra Anadolu’nun Pisa Kulesi olarak da adlandırılan Yatık Minare ile ünlü Harput Ulu Camii'ni ziyaret ediyoruz. Tarihi Harput evlerini dışarıdan görüyor ve Arap Baba Türbesi'ne gidiyor, Arap Baba’nın hikayesini dinliyoruz.
Ardından yönümüzü Tunceli’ye çeviriyoruz. Doğu Anadolu’nun Yukarı Fırat bölgesinde bulunan Tunceli, Munzur Vadisi Milli Parkı ile tanınan bir bölgedir. Şehir merkezi gezimizi tamamladıktan sonra verilen serbest zamanı değerlendiriyoruz. Sonrasında Tunceli'nin Pertek ilçesinden bineceğimiz feribotla Keban Baraj Gölü üzerinde yapacağımız yolculuğun ardından tekrar Elazığ'a dönüyor ve konaklamamızı gerçekleştiriyoruz.
7.GÜN
Günün Gezi Noktaları:
Recep Yazıcıoğlu Köprüsü
Kemaliye Taş Yol
Karanlık Kanyon
Divriği Ulu Camii
Divriği
Sabah otelde alacağımız kahvaltının ardından Kemaliye'de ilk durağımız Recep Yazıcıoğlu Köprüsü olacak. Öncülüğünü Recep Yazıcıoğlu'nun yaptığı ve Devlet-Millet iş birliği ile yapılan ilk proje olan köprünün bölge için ne denli öneme sahip olduğunu rehberimizden dinledikten sonra Kemaliye Taş Yol'a ulaşıyoruz. Ülkemizin en büyük kanyonlarından biri olarak bilinen Karanlık Kanyon ve Fırat Nehri'nin dağları delerek oluşturduğu, yer yer 800 metrenin üzerine çıkan, sarp ve dik yamaçların kıyısı boyunca uzanan bu yol sizleri hayrete düşürecek. İnsanların tamamen elleriyle oyarak açtığı ve zamanında Kemaliye - Divriği arasında bağlantı oluşturan bu yol, insan emeği ve kararlılığının günümüzde yaşayan en büyük sembolüdür. (Su seviyesinin uygun olması durumunda dileyen misafirlerimizle Karanlık Kanyon’da tekne turu yapacağız. - EKSTRA)
Taş Yol gezimizin ardından Kemaliye merkeze ulaşıyoruz. Sonrasında oldukça keyifli bir yer olan Taş Dibi Mahallesi'nde yer alan Lökhane'ye gidiyoruz. Salim Usta tarafından Löğ/Lök yapımını öğrenip bilgilendikten sonra Ahmet Kutsi Tecer’in "Orada bir köy var uzakta" dizelerine konu olan Apçağa Köyü'ne ulaşıyoruz. Apçağa Köyü'nde fotoğraflarımızı çekiyor, çaylarımızı ve kahvelerimizi yudumlayarak Kemaliye gezimizi sonlandırıyor ve yolumuzu takiben Divriği'ye ulaşıyoruz.
Selçuklu döneminin bu önemli kentindeki ilk gezi noktamız olan Selçuklu mimarisinin dış cephe ve sembolizasyon konusunda ulaştığı en üst noktayı, Divriği Ulu Camii'ni görmeye gidiyoruz. Gün ışığına bağlı gölge oyunlarının hakim olduğu ve her bir bezemesinin taşıdığı anlama göre birçok farklı inancı süslemelerinde barındıran Divriği Ulu Camii aynı zamanda UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesinde yer alıyor. Gezimizin ardından Bursa'ya yolculuğumuz başlıyor. Bursa'ya ulaştığımızda, başka bir turda tekrar görüşmek dileğiyle sizlerle vedalaşıyoruz.